Efe İle Nilin Hikayesi..17

Efe İle Nilin Hikayesi..17
Mert biraz rahatlamış, fakat hala biraz ürkek, kocamın göstereceği tepk**en çekinerek yaklaştı, yaklaştı. Yatağın yanına, benden tarafa kadar geldi. Efe arkamda dirseğine dayanmış, yan yatar vaziyette onu izliyordu. Sanırım biraz ortamı rahatlatmak, oğlanın gerginliğini almak, biraz da kendi merakını gidermek için gülümseyerek.

“Nil? Mert’e ne anlatıp duruyordun bakalım benimle ilgili?”

Dayanamadım, kocamın sorusuna güldüm. Elimi yana, kocamın kasıklarına uzattım. Kocamın bacaklarının arasında iyice kendi haline dalmış, iyice küçülmüş pipisine elimi atıp çekiştirdim,

“Bizi anlattım biraz aşkım… Senin küçük pipini… Seks hayatımızı… Beni mutlu etmek için nelere katlandığını… Her şeyi…”

Yatağın yanında dikilip duran ve parmaklarımın arasında bir görünüp bir kaybolan kocamın pipisini ilgiyle izleyen Mert’e döndüm. Tepeden tırnağa beğeniyle, gülümseyerek, adeta aşkla, yanıbaşımda duran kaslı bedene baktım. Oğlanın eli hala elindeki havluyu önüne tutuyor, kasıklarını kapatmaya çalışıyordu.

“Mert… Çek şunu allah aşkına…” dedim gülerek… “Kocam da görsün senin güzel sikini…” Elimi uzatıp Mert’in sikini örten küçük yüz havlusunu tutup çektim bir anda, karşıya fırlattım.

Mert’in hafif kıvrık, ortamın kışkırtıcı absürdlüğünden olsa gerek dimdik, taş gibi olmuş ve göbek deliğine doğru dikilmiş kalın erkeklik organı tüm güzelliğiyle meydana çıkmıştı. Damarlı pembecik gövdesi, morumsu şapkası, alttan sarkan koç yumurtası iriliğindeki taşakları…

Yutkunarak elimi o güzel alete uzattım. İnce uzun parmaklarım heyecandan titriyordu. Değerli bir mücevheri tutar gibi parmaklarımın arasında tutup, elimdeki güzelliği kocama da gösterdim.

“Efe… Baksana aşkım, ne kadar güzel, değil mi?”

Kocam da hemen arkamda kolunu çıplak belime koymuş, parlayan gözlerle elimdeki erkeklik organını inceliyordu. Mert inleyerek elimi tuttu engel olmak istercesine,

“Yaa… Yapmayın. Utanıyorum.” dedi.

“Geceyarısı bu eve girdiğinden beri utanmadan siktin beni ama… Çatır çatır hem de… Şimdi mi utanıyorsun aşkım?”

“Ne bileyim Nil… Karı koca, ikiniz birden sikimi inceliyorsunuz. Hem ben de geç kalıyorum, işe gitmem lazım…” Avucumdaki aleti tutup sıktım parmaklarımın arasında, gitmesini istemiyordum.

“Yoo… Bırakmam seni… Lütfen, gitme bugün… Beni bırakma…” diye ağlamaklı bir sesle adeta yalvardım. Kocam arkamdan boynumu öperek,

“Aşkım, çocuk işe gidecek. Bırak, akşam yine gelir, seni mutlu eder. Çayı demledim ben… Şöyle güzel bir kahvaltı yapsın, gücünü toplasın.” diye beni ikna etmeye çalıştı.

“Tamam…” dedim dudaklarımı büzerek… “Ama beni bir kere becermeden bırakmam. Senin yanında siksin beni kocacım… Öyle gitsin işe…”

“Tamam karıcım… Hadi Mert… Karımın gönlünü yapıver. Bir posta daha atıver karıma… Hem ben de göreyim nasıl siktiğini… Bakalım karımın anlattığı kadar becerikli misin, göreyim.”

“Tamam abi…” dedi Mert şaşkın şaşkın… Yatağa, yanıma süzülüverdi. Kollarımın arasına alıp sımsıkı sarıldım. Öpüşmeye başladık. Sanki bütün gece benimle sevişen, yorulan o değilmiş gibi siki taş gibi batıyordu çıplak bedenime… Her istediğim anda hazır ve nazırdı oğlanın erkekliği…

Kocam bir süre yanımızda bizi izledi. Eli sikinde, gözü bizim üstümüzde otuzbir çekiyordu. Kocamın yanıbaşımızda bizi izlemesi de ayrı bir zevk katıyordu olaya… Kendimi daha bir seksi, daha bir şehvetli hissediyor, oğlanın tepesine çıkıyor, adeta üstüne saldırıyordum. Sonunda dayanamadım, sırtüstü yatarken bacaklarımı aralayıp,

“Hadi sik artık Mert… Sırılsıklam oldum. Gir içime…” diye inledim.

Mert’in harika sikinin başı am dudaklarımı zorlamaya başladı. Dudaklarımı ısırarak zevk ve heyecanla, biraz hafif gerilmenin verdiği acıyla girişini kolaylaştırmaya çalışıyordum ki, kocam sertleşmiş pipisini ağzıma dayayıverdi

“Aşkım, benim sikimi de ağzına alsana… İki yarak birden ye…”

“Defol git pezevenk…” diye ani bir öfke patlamasıyla bağırıverdim. Beynim dönmüştü. Tam Mert’in erkekliğinin zevkine varmaya, içime almaya çalışırken kocamın karikatür gibi penisini ağzıma dayaması sinirlerimi bozmuştu.

“Çek şu bamyanı gözümün önünden… Yarak değil bunun adı… Pipi… Anlıyor musun? Pi-pi… Siktir git, şu konsolun önünde diz çöküp bizi seyret… Bak bakalım gerçek erkek nasıl oluyormuş? Gerçek erkek nasıl kadın sikermiş izle… Defol… Pipini de al, boynuzlarını da al, çök şuraya… İster pipinle oyna, ister boynuzlarını parlat… Ama sesini çıkarayım deme ibne herif…”

O sinir ve öfkeyle nasıl söyleyebilmiştim bunları, hala aklım almıyor. Ama kocam kalktı, benim söylediklerimi harfiyen yerine getirdi. Bir köpek gibi yatağın yanındaki konsolun önünde dizlerinin üstüne çöküp başı yana eğik, küskün bakışlarla bizi izlemeye başladı.

Mert bacaklarımın arasında donmuş gibi, şaşırıp kalmıştı benim parlamama… Hayretle açılan gözlerle bir diz çökmüş sümsük kocama baktı, bir bana…

“Hadi canım… Sen devam et… Sik beni… Merak etme, kocam böyle davranmamdan zevk alıyor. Öyle değil mi boynuzlu pezevenk? Söylesene… Cevap ver bana…”

“Evet karıcığım…” diye fısıldadı kocam… Öyle boynu bükük, mazlum bir köpek yavrusu gibi duruyordu ki diz çöktüğü yerde… Eli pipisindeydi. Oynayıp duruyordu.

“Hadi Mert… Durmasana… Sok amcığıma şunu… Amım bayram yapsın.”

Az sonra içimde gidip gelmeye başlamıştı Mert… Kalın erkekliği yara yara gidip geliyordu içimde… Bacaklarımı beline, kollarımı boynuna doladım. Nefesim kesiliyordu koca yarak içime girip çıktıkça… Ağzımı açıp soluk almaya çalışıyordum. Zevkten başım dönüyordu.

“Ohhh… Çok güzel… Harika… Görüyor musun pezevenk…? Nasıl sikiyor karını? Nasıl pompalıyor beni… Ohhh… Devam et aşkımm… Hızlı… Daha hızlı… Pompala beni… Ooohhh…”

Artık inlemeyi bırakmış feryat ediyordum. Sikinin başı diplerime, rahmime vuruyordu. Kendimden geçmiştim adeta… Durmadan orgazm oluyordum. Sikini kökledikçe zevk sularım fışkırır gibi akıyordu içimden… Taşakları da ıslak kasıklarıma şaplata şaplata vuruyor, ayrı zevk veriyordu.

İçimden çıktı bir anda… Yatağa devrilirken beni de üstüne çekti. Amımdan çıkmadan pozisyon değiştirmişti aygır… Şimdi ben üstteydim. Oturup kalkmaya başladım. Çılgın gibi zıplıyordum yarağının üstünde… Nefes nefeseydik. Soluklarımız birbirine karışıyor, dudaklarını kemiriyordum oğlanın…

“Geliyorumm…” diye inledi.

“Gel canım… Boşal… Amcığıma boşal… Ohhh… Sula beni… İçimi sula aşkımm… Erkeğim… Ooohhh…”

Belimi tutup sabitledi, alttan alttan sikini sokup çıkarıyordu deli gibi… Artık sesimi bile çıkaramaz olmuştum. Gözlerim kaymış, zevkten gebermek üzereydim. İçimde sıcak döllerini hissettim. Son kez ben de onunla beraber boşaldım. Spermlerini içime döken Mert de yavaşladı, yavaşladı, sonunda altımda hareketsiz kaldı. Sikinin kasılmalarını hissediyordum içimde…

Yavaşça yumuşamaya yüz tutan canavarını çıkardı amımdan… Döllerinin süzüldüğünü, bacaklarımdan yatağa aktığını hissediyordum. Yanına devrildim. Sırtüstü yatıyor, elimle hırpalanmış memelerimi, amımı okşayarak rahatlatmaya çalışıyordum. Nefes nefeseydim.

Mert kalktı, tekrar duşa gitti. Öyle, sikini sallaya sallaya, çırılçıplak… Kocama baktım, diz çöktüğü yerde boşalmıştı o da… Elindeki spermlerini mendile silmeye çalışıyordu.

“Nasıldı kocacım? Harikaydı değil mi? Nasıl da sikti karını… Offf… Bitirdi beni resmen… Geceden beri kaç defa boşaldım bilmiyorum.”

Yanıma geldi dizlerinin üstünde emekleyerek… Benim elimi çekip dudaklarını amıma yapıştırdı, yalamaya başladı.

“Harikaydınız karıcım… İkiniz de muhteşemdiniz. Ben bile sizi seyrederken kendimden geçtim. Beni de boşalttınız kendinizle beraber…”

“Off… Hadi aşkım, sen kahvaltı masasını hazırla, biz duşumuzu alıp geliriz yanına…” dedim.

Ben de çırılçıplak kalkıp banyoya gittim. Mert duşun altındaydı. Duşakabini açıp ılık suyun altına girdim. Erkeğime sarıldım. Köpüklü bedenini okşadım kaygan kaygan… O da duş şampuanını bolca döküp beni köpükledi, her yerimi köpüklerle sardı. Sarıldık, öpüştük. Tepemizden yağan ılık suyun altında, yağmurun altında sevişir gibiydik.

Bornozlarımızı giyip mutfağa gittiğimizde kocam her şeyi hazırlamıştı. Masanın üstünde simitler, börekler, çaylar, bir sürü kahvaltılık yiyecek… Mert hemen masaya oturup atıştırmaya başladı. Şımarık bir tavırla kucağına oturup elimle beslemeye başladım erkeğimi…

Kocam oturmadan bize hizmet ediyordu. Çaylar boşaldıkça dolduruyor, ekmek kızartma makinesinde kızarttığı ekmeklerin üzerine yağ, bal sürüp önümüze koyuyordu. Krallara layık bir kahvaltı yaptık güle oynaya…

Kocam yöneticiyle karşılaşmasını, gece sabaha kadar gürültü yaptığımızdan şikayetçi olduğunu anlattı. Kocamın evde olmadığını anlayınca nasıl şaşırdığını söylerken kahkahalar atıyordu. Mert’in boğazına sarıldım şakacıktan,

“Hep bu aygırın kabahati kocacım…” dedim. “O kadar yalvardım yavaş sik komşular duyacak diye… Aldırmadı bile… Karını bağırttıra bağırttıra sikti bu azgın köpek…”

Kahvaltı bitince Mert’i yolcu ettik. İşyerine telefon açıp hasta olduğumu, gelemeyeceğimi söyledim. Kocamla beraber yatak odasının yolunu tuttuk. Yorgun argın yatağa girdim. Kocam da yanıma yattı.

“Seni bıraktığımda holde vibratörü sokuyordun amına… Ne zaman gittin de buldun oğlanı, kendini siktirdin?” dedi.

“Sorma…” dedim. “Öyle azmıştım ki… Kafaya koymuştum, ille de sevişecektim birini bulup… Hazırlanıp süslendim, püslendim, seksi bir şeyler geçirdim üstüme… Dışarı çıkmak için asansörün kapısını açtığımda asansörün kapısında karşılaştık. Bir iki selam faslı, sonra nasıl olduğunu ben de anlayamadım, bir baktım evden içeri girmişiz, öpüşüyoruz.

Meğer ben ona baygın baygın bakarken, o da beni becermenin planlarını kuruyormuş piç… Ama iyi oldu kocacım… Çok güzel bir gece geçirdim. Mert de güzel geçirdi karına… İyice doyurdu beni… Öyle yorgunum ki şu anda… Sen de uykusuzsun zaten… Bırak da uyuyalım.”

Bir cevap yazın