%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 19 Ozge Yengem

%100 Gerçek Ensest Anilarım Bolum: 19 Ozge Yengem
Merdivenlerden hızlı hızlı atlayarak indim, salona gittiğimde; Yengem, annem, babam çok güzel bir sofranın başında oturmuş bana bakıyorlar, gülüyorlardı;

Annem;

– Hele şükür uyandın.
– Ya siz kavga etmiyor muydunuz?

Yengem;

– Kim?
– Sen, annem? Kavga ediyordunuz sesinize uyandım.

Babam;

– Hahaha seni korkutmak istediler.
– Kaç gündür az korktum ya birde siz korkutun.

Annem;

– Artık oğlumun karısı olacak, neden kavga edeyim ki?

Babam ile yengemin yüzüne bakakalmıştım. Hangi ara söylediniz gibisinden. Şok olmuştum. Annem karşı çıkacak diye beklerken, yengeme gelinim olacak diyordu.

Ben;

– Anne? Ciddisin değil mi? Bak sonradan kavga edeceksen eğer?
– Ne kavgası oğlum. Konuştuk babanla gece, sabah da yengenle yani artık müstakbel karınla oturup konuştuk, senin gibi birisi varken, birbirinize de seviyormuşsunuz. Neden tanımadığımız adamla evlendirelim özgeyi.
– Ne adamı ya? Vermem zaten kimseye.

Yengem masada oturmuş gülüyordu.

Annem;

– O zaman güllü ablalardan Özgeyi bu sefer sana isteyelim. Zeki ile birlikte çifte düğün yaparız.

İçtiğim suyu püskürtmüştüm;

– Oha o kadar erken mi?

Babam;

– Beklemenize bir sebep var mı?
– Yokta ne bileyim.

Yengemin surat düştü;

– İstemiyorsan yapmaya biliriz düğün falan.

Annem;

– Bir tanecik oğlum var ayrıca sen o gelinliği gerçekten sevdiğin, mutlu olduğun insanla giyeceksin. O düğün olacak ona göre Kuzey!
– Ya olmasın demedim şaşırdım sadece. Tamam yapalım.

Yengemin suratı tekrar güldü, annem dirseği ile “gördün mü bak” dercesine dürttü yengemi.

Babam;

– Paşam otur hadi sofraya.
– Yok baba Zeki’nin yanına gidecem hem İlayda’dan ayrılmam lazım daha.

Annem;

– Yazık o kıza ümit verdin o kadar.
– Ümit vermedim. Neyse kaçtım ben görüşürüz.

Özge seslendi arkamdan;

– Kuzey bir dakika bekle.
– Efendim?

Kapının önünde bekliyordum, yanıma geldi kolumdan tuttu. Gözleri dolu dolu yüzüme bakıyordu.

– Ben gerçekten senden özür dilerim. Sana en başından güvenmem lazımdı, belki de o zaman bu durumları yaşamazdık.

Yanaklarını okşadım. Dudaklarına öpücük kondurdum;

– Her şey kader kısmet işi. Ben seni karım yapacağımı en başından söyledim. Üzme kendini böyle olması gerekiyormuş.

Sarıldı boynuma. Öptü yanaklarımdan, içeriye girdi. Telefonumu çıkarttım Ferhat’ı arayacaktım. Araba ile kapının önüne geldiler bile.

Ferhat;

– Hişt kuzeyin oğlu hadi atla.
– Lan tam sizi arıyordum.

Mete;

– Hadi amına koyayım hastaneye geç kalacaz.
– Geldim hacıgülle.

Gülüyorduk, arkadaşımız artık hayati tehlikede değil, hastaneden de çıkınca düğün yapacaktık. Hem de çifte düğün. Arkadaşlarıma müjdeyi vermeliydim.

Ben;

– Beyler size iki iyi bir kötü haberim var.

Ferhat;

– Buda Zeki gibi oldu amına koyayım o nasıl oluyor lan?

Ben;

– Şöyle hacı gülle iyi haber düğün olacak.

Mete;

– Evet zeki ile melisa evlenecek biliyoruz onu.

Ben;

– İkinci iyi haber çifte düğün olacak.

Ferhat;

– Lan yoksa İlayda? Evleniyor musunuz oğlum.

Mete;

– Oha oğlum hangi ara teklif ettin çok sevindik

Ben;

– Kötü haber İlayda değil.

Ferhat;

– Kim peki? Melisayı mı alacan la yoksa?

Ben;

– Bana Zeki oldu diyene bak amına koyduğum. Hayır özge yengem ile evlenecem

Ferhat;

– Ananın amı!

Arabaya öyle bir fren bastı ki, arkadan gelen taksici dayı tosladı bize.

Ben;

– Yavaş amına koyayım öldürecen bizi,

Mete;

– Özge yengenle mi evlencen dedin? Ben mi yanlış duydum? Kulağımı sikseler yanlış duymam imkansız ama…
Ben;

– Abartmayın oğlum doğru duydunuz. Özge ile evleneceğiz.

Mete;

– E oğlum İlayda?
– Bugün ayrılacağımızı söyleyecem.

Taksici dayı geldi yanımıza;

– Öyle durulur mu ulan? Gitti arabanın tamponu.

Ferhat;

– Dayı yerim senin tamponunu al şu parayı uza hadi, bizim dünyamız yıkılmış, senin tamponun yamulmuş çokmu. Hadi dayıcım işine dön uğraştırma bizi.
– Eyvallah yeğenim. Dikkat edin kendinize.

Bir tomar para verdi adama.

Ben;

– Gömü mü buldun amına koyduğum? O para ne?
– Napayım şekerim? Sabah sabah Zeki’yi görmeye gidiyoruz. Tutanaktı polisti bilmem neydi uğraşamam.
– E senin arabanın arkası ne alemde bir bakaydık?
– Sikerim arabayı canımızdan kıymetli mi amına koyayım? Sen ne yarrak yiyecen onu düşün, yıkılacak kız. Melisa en yakın arkadaşı düğüne gelecek. Sizi yengenle evlenirken görecek.

Ben;

– Of amk sür hadi…

Hastaneye gittiğimiz de İlayda ile Melisa Zeki’nin yanındaydı.

Zeki;

– Ooo hacılar gelin gelin kız gelin! “diye bağırdı melisaya” zilli gelin”

Melisa;

– Efendim zeki.
– Yok bir şey gelin olmaya hazır mısın diye test ettim.

Gülüyorduk. Zeki’nin yanına gittik. İlayda boynuna sarılıyor, ben sarılmıyordum ona.

Ben;

– Ee Zeki nasılsın?
– Çok iyiyim kuzeyin oğlu, bu yeni ciğer baya ferah böyle nefes aldıkça içim açılıyor sanki.
– Bayandan ya ondandır Zeki.
– Aynen moruk. Bayan ciğeri sonuçta. Yalnız kadın ciğerliymiş, hani ciğersiz, ciğeri beş para etmez birisi değilmiş. Noldu acaba o kadına öldü mü?
– Yani öldüğü için ciğerini takmışlardır sana.
– Yazık. Neyse içimde bir parçasını yaşıyor… Lan! Bunun şeyini de kesip, sikini kestiren adamlara takmışlar mıdır?
– Ne alaka oğlum o takılmaz.
– Ne bileyim oğlum yabana gitmesin diye, kesip takarlar belki.
– Yok Zeki takmazlar merak etme.

Ferhat;

– Hadi iyileş kalk artık amına koyayım. Bıktım bu hastane kokusundan.

Zeki;

– Hişt lan fero, hemşireyi sana ayarlayak senle çifte düğün yapak bari.

Mete;

– Gerek yok oğlum zaten çifte düğün yapacaksınız.

Zeki;

– Vallaha mı lan! Ooo kız zilli sende mi evleniyon kuzeyin oğluyla teklif mi ettin?

Ben Mete’ye ters ters bakıyordum. Mete ağzını tutuyordu. İlayda gülerek yüzüme bakıyordu. Ben iyice stres oldum.

Ben;

– Hayır Zeki, yani tamam çifte düğün olacak ama evleneceğim kişi İlayda değil…

Zeki;

– Off acıdı ama, bak buradan hissettim o acıyı.

Melisa;

– Zeki sus…

İlayda;

– Ne diyorsun kuzey? Nasıl evleneceksin ama o kişi ben olmayacağım? Anlamadım.
– Aslında bu konuyu bugün burada konuşmak istemezdim ama Mete sağ olsun ağzından kaçırdı. Özge ile evleniyorum.

Zeki;

– Siktir deli…

Melisa;

– Çüş…
İlayda’nın gözleri doldu;

– Özge? Yengen Özge den mi bahsediyorsun?
– Evet, yani teknik olarak yengem değil, boşandı.
– Kuzey 6 yaş büyük senden, çocukları var.
– Olabilir. Ama onu seviyorum.
– Peki ben?
– İlayda lütfen.
– Ne lütfen? Sevmiyor musun beni?
– Seviyorum ama Özgeye olduğu kadar değil. Ben Özgeye aşığım İlayda.

İlayda ağlayarak çıktı odadan. Arkasından Melisa koştu.

Zeki sırıtıyordu.

– Şeytansın oğlum sen. Kuzeyin oğlu seni. Favorimsin oğlum. Manyak seni. Evde yenge, dışarıda İlayda. Bir el balda, diğer el amda. Am üstünde bal gibi.
– Zeki!
– Sustum amk bağırma bana vuruldum ben.

Odadan çıktım.

Zeki;

– Nereye lan! Oğlum bak kalkamıyorum. Gelin şurada konuşun çatlarım şimdi meraktan. Alo kime diyorum. Sikikler!

Kapının dışına çıktım. Ferhat ile Mete yanıma geldi. Telefonum çalıyordu. Arayan Zeki;

Zeki;

– Kuzeyin oğlu şimdi hoparlörü aç koy telefonu boş koltuğa, oturt beni. Özledim ulan sizi. Bende sohbete öyle devam edeyim hadi bakayım.

Zekinin dediğini kısmen yaptım. Hoparlörü açtım elimde tutuyordum telefonu.

Ferhat;

– Oğlum ne olacak şimdi? Kız çok üzüldü.

Mete;

– Abi keşke sınavdan sonra söyleseydin.

Zeki;

– Amcik gibi ağzını açtın. Susmadın ki iki dakika.

Ferhat;
– Zeki morfin mi çekti lan? Doğru bir şey söyledi.

Mete;

– Oğlum gelmeyin üstüme ağzımdan kaçtı işte.

Zeki;

– Ağzına sokam. Beyler sıkıntı yok, ,İlayda zaten deneme sınavı çok iyi geçince yurt dışında üniversiteden özel davet almış, kuzeyin oğlunu bırakıp oraya gidecekti.

Ben;

– Ne? Yurt dışında üniversite mi? Sen nerden duydun yanında mı konuştular.
– Hayır. Melisada sen gibi tuttu telefonu, kapatmayı unuttu kız aşık bana aklı bir karış hava da zillinin. Üzülme yani kuzeyin oğlu nasılsa yurt dışına gidecek, sana oradan buraya kadar boynuz takacaktı. Bir tane erkekle tanışmış o yardım etmiş zaten. Babasının arkadaşının oğlumuymuş neymiş.
– Niye ağlıyor lan o zaman?
– Zilli çünkü.

Mete;

– Aferin lan Zeki.
– Ne oldu ki?
– Boşver Zeki?
– Ne oldu oğlum neye aferin zeki?

Ben;

– Madem bu kız Yurt dışına gidecek? Bana neden trip atıyor, başkası ile evleneceğim için amk yürüyün gidip soralım.

Aşağıya indiğimiz de İlayda ile Melisa kantinde oturuyor, İlayda ağlıyordu. Yanına gittim;

– Madem yurt dışına gideceksin, neden ağlıyorsun? Daha ben evleneceğimi söylemeden önce sen hayatını çizmiş, beni kenarı atmışsın zaten İlayda?

İlayda daha çok ağlıyordu.

Melisa;

– Kuzey olay öyle değil? Nereden duydun sen bunu? Tamam yurt dışına çağırdılar, ama seni çağırmadılar, sensiz orada ne yapacağını düşündü, teklifi kabul etmedi. Geri çevirdi. Sırf seninle türkiye de senin seçeceğin üniversiteyi seçecek, orada okuyacaktı. Hangi bölüm, puanı ne kadar düşük olursa olsun.

Zeki;

– Hassiktiiir! Hacı gülle ben orasını duymadım sarjım bitti de.
Telefonun hoparlöründen Zeki’yi duyuyorduk.

Ferhat;

– Kapat Zeki kapat. Çok yazmasın.

Zeki;

– Aynen hacı, ben uyuyacam bak gelmeyin sikerim. Hadi by.

Telefonu kapattım. İlayda’nın yanına gittim oturdum.

Ben;

– Çok özür dilerim. İnan böyle olsun istemezdim. Sen çok iyi bir kızsın benden de iyilerini hak ediyorsun. Üniversite de çok kişi çıkacak karşına. Ama benim durumum farklı İlayda. Ben yengeme yıllardır duygular besleyen insanım. Seninleyken beslemedim mi? Besledim. Onun yanında oldum. Ama hep ailelerimiz neder korkusu ile yakınlaşamadık uzak olduk. Şimdi herkes bizden yana. Ben aşık olduğum bir kadını ortada bırakamam. Özür dilerim lütfen geri ara ve teklifi kabul et.

Melisa ağlayarak boynuma sarıldı;

– Her şeyden önce senin bu kalbine aşık oldum, sevdim ben. Açıkçası yengene aşık olduğunu düşünemezdim bile. Teklifi kabul edeceğim. Düğün de de rahat olun yanınızda olacağım.

Melisa;

– Hayır çifte düğün falan istemiyorum o kadar da uzun boylu değil. Senin gözlerinin içine bakarak. Evlenemem ben.
– Hayır melisa lütfen. Belki de son kez bir arada olacağız. Yalvarırım bozma. Herkes üniversiteye gidecek, bak bana. Ben bile yurt dışına gideceğim. Dağılacağız. 4 yıllık arkadaşız. Sırf bir ilişki bozuldu diye bu düğün iptal olamaz. Ayrıca Kuzey kadar delikanlı birisini ben tanımadım. Teşekkür ederim yüzüme gelip söylediğin için.

Gözyaşlarını sildi. Kapıdan dışarıya çıktı. Arabasına binip gidiyor. Biz arkasından bakıyorduk.

Mete;

– Ah be abi. Neyse ben içmeye gidiyorum kimler geliyor?

Ferhat;

– Beni yaz.

Ben;

– Kambersiz düğün olmaz.

Melisa;

– Gelinsiz düğün hiç olmaz.

Ben, Ferhat ve Mete melisa’ya bakıyorduk.

Melisa;

– Ne bakıyorsunuz oğlum? Tek başıma mı içeyim?

Ferhat koluna girdi Melisa’nın;

– Zilliye bak hele zilliye içecekmiş. Yürü kız zilli seni.

Arabaya bindik. Her zaman takıldığımız bara. Kuşadasına gidiyorduk. Yolda sohbet ederek bara gelmiştik. İçeriye girip bir köşeye geçtik içkilerimizi söyledik.

Ferhat;

– Vay be Melisa ciddi ciddi evleneceksiniz demek Zeki ile

Melisa;

– Evet dedim de kafam karışık ya.

Ben;

– Ne kafan karışık? Kızım bak çocuğa tamam dedin istemiyorsan söyle üzülmesin sonra.

Melisa;

– Hayır istiyorum da Zeki’yi biliyorsunuz.

Mete;

– Zeki iyidir, bakma saf biraz ama altın gibi çocuk kızım 4 yıl beraberdik lan senide biliyorum onu da.

İçkilerimiz geldi, içiyorduk. Nur yanımıza geldi;

– Ooo kimleri görüyorum nerelerdesiniz siz?

Ben;

– Sorma gelemedik fırsat bugüneymiş.

Nur;

– Özledik valla.
– Hani Merve nerede?
– Bursa’ya gitti o. İşleri var biraz.
– Hadi ya iyi gel otur.
– Yok canım arkadaşlar var görüşürüz daha sonra.
– Peki.

Nur yanımızdan uzaklaştı. Melisa içkisini kafasına dikti.

Ben;

– İlayda iyi mi sence Melisa?
– Bilmem iyidir herhalde.

Baya bir süre barda içtik, telefonum çalıyordu Zeki arıyordu;

– Alo efendim Zeki.
– Hişt hacı gülle, bara gitmişsiniz, akıyormuşsunuz. Bak yengene güzel bak layn!
– Ne bağırıyon amk kulağımı siktin.
– Hacı Özge yengen gibi benim hatuna da kaymazsın değil mi lan?
– Ne alaka oğlum?
– Ne bileyim yengen ya Melisa bundan sonra.
– Merak etme Zeki eve geçeceğiz zaten şimdi.

Melisa elimden telefonu aldı;

– Zeki ne yapıyorsun iyi misin?
– İyiyim şekerim, götüm uyuştu sadece yatmaktan. Geç kalmayın eve geçin artık bensiz takılıyorsun barda ayıp oluyor yani, evli kadın sayılırsın sen artık.
– Merak etme Zeki üç tane kavalyem var bir şey olmaz bana.
– En çokta ondan korkuyorum ya kızım.

Telefonu kapatıp uzattı Melisa, arabaya gidiyorduk, Melisa yolda kusmaya başladı. Hastaneye gidelim dedik kabul etmedi, arabaya atladık, beni eve bıraktılar onlarda evlerine gitmek için ayrıldı. Kapıyı çaldım Özge açtı kapıyı.

Özge;

– Müstakbel kocam gelmiş!

Şaşırmıştım bu laf karşısında. Beline sarıldım;

– Ne yapıyorsun?
– İyiyim de dur sarılma evde herkes
– Herkes?
– Abimler geldi.
– Babam konuştu mu bizim durumu?
– Evet.
– Yüzün güldüğüne göre onlarda onayladı mı?
– Bilmem içeriye geç kendin gör.

Ayakkabılarımı çıkarttım, salona doğru yürümeye başladım. Tedirgindim. Veysel abi Aysel yenge güven abi salondaydı. Veysel abi çok sert bakıyordu bana. “Lan!” Diyerek ayaklandı üstüme yürümeye başladı.

Ben korkmuştum, geriye çekildim.

Veysel abi;

– Lan koçum benim bizim kızla mı evlenecen şimdi sen?

Yüzüme bakıp gülüyordu;

– Abi ne yapıyon dövecen sandım. İzniniz olursa evet.
– Baban tamam demiş bize laf mı düşer yeğenim. Hayırlı olsun.

Bana sarıldı, gözüm Aysel yengedeydi. Parmağını bana sallıyordu “göreceksin sen” dercesine gülüyordu. Salonda oturduk, konuştuk odama çıktım duş almak için. Üstümü çıkartıyordum ki Aysel yenge geldi kapıyı kilitledi.

Aysel yenge;

– Vay kuzey efendi vay, demek Özgeyi de sikiyordun ha? Hem de ona aşık olarak.
– Evet.

Yanıma kırıtarak geldi, dudaklarıma yapıştı, sikimi eliyle tuttu;

– Evlendiniz diye beni ihmal edecek değilsin değil mi? Zaten kaç haftadır aramıyorsun bile.
– Yenge dur herkes içeride.
– Sende ihmal etme yengeni, 2 gün sonra mal almaya gidecekler, köyde kimse olmayacak, ben olacam sadece gel yanıma.

Pantolonumu çıkartmış sikimi avuçluyordu;

– Özledim bu siki yemeyi.

Özge yengem seslendi;

– Kız Aysel neredesin?

Aysel yenge tam çömelmiş ağzına alacaktı. Ayağa kalktı tekrar dudaklarımdan öpüp, çıktı odadan. Duşa girdim, aşağıya indiğimde gidiyorlardı. Onları geçirdim. Babam ile annem uyumak için odalarına çıktı, Özge ile salonda ki tabakları topluyordum. Mutfakta beline sarıldım, dudaklarına yapıştım;

– Birlikte mi uyusak, ama uyumayalım
– Bence de uyumayalım. Özledim bende.

Dudaklarını öperken ayak sesi duyduk, geriye çektik kendimizi, annem su almak için mutfağa geldi, bizde ortalığı toplayıp çıktık yukarıya. Özge elimden tutup kendi odasına götürdü, onun odasında yatak daha büyük, daha yumuşaktı. Kapıyı kapatıp kilitledi. Ayakta sevişmeye başladık, üzerimizdekileri çıkartıyorduk. Yengem aşağıya çömelip şortumu, boxerımı çıkarttı, ağzına alıyordu. Ve konuşmaya çalışıyordu;

– Demek kocam olacaksın, her gün sikeceksin beni?
– Sen her gün sikilmek iste, ben her gün sikerim seni.
– İstiyorum. Hiç boş bırakma deliklerimi.

Ağzında sikimi iyice kaldırdıktan sonra altındaki şortunu ve külotunu sıyırıp attı kenarı, yatağa çıkıp domaldı,

– Arkamdan sikmeni istiyorum.
– Geçti mi yaraların? Bir şey olmasın?
– Olmaz, sok hadi.

Kalçalarını sallıyordu karşımda, yanına gittim. Kalçalarını ayırıp, amını ve götünü yalamaya başladım, çok sulanmıştı, sikimi amının sularına sürttüm, birkaç dakika amından girip çıktım, götünü zorluyordum. Yengem inliyor, canı acıyordu.

Ben;

– Acıyorsa yapmayalım.
– Hayır sik götümü.

İyice bastırdım, sikimin kafası girmişti. Yengemin canı çok acıyor, kendini öne atıyordu ama istiyordu. Bir süre bekledim sonra daha sert bastırıp sikimi komple soktum içine, git gel yapmaya başladım elimle kalçalarını tokatlıyordum. Saçlarından tutup kendime çektim. Hızlanmıştım, yengem inliyordu, ama sesini çok yükseltmiyordu. Uzun bir süre götünden siktikten sonra tüm döllerini götüne boşaldım. Yorulmuştu sırt üstü uzandı.

– Keşke içime akıtsaydın, hamile kalmak istiyorum.
– Dur yavrum daha erken, bir sikeyim doyasıya acelemiz ne?
– Olsun.

Yanına uzandım, sarıldı. ikimizde çıplaktık.

– Her şey o kadar güzel gidiyor ki Kuzi.
– Ya ne demezsin.
– Ne oldu?
– İlayda?
– Ne olmuş ona?
– Yurt dışından teklif gelmiş, benim için teklifi reddetmiş bugün, bende seninle evleneceğimi söyleyince yıkıldı kız.
– Tekrar kabul etsin. Hem erkek mi yok ona canım.

Yanına dönüp sarıldım;

– Hemen kıskan zaten.
– Kıskanırım. Bu siki ben yemek istiyorum sadece.

Üstüme çıkıp amını sürtmeye başladı sikime, dudaklarımı boynumu öpüyor, sik hadi diye inliyordu. Eliyle sikimi amına hizaladı, üstünde oturup kalkmaya zıplamaya başladı. O şekilde içine boşaldıktan sonra sarılıp uyuduk. Sabah olmuş güneş yüzüme vuruyordu. Duşa girdim. Yengem yorulmuş hala uyuyordu. Yanaklarından öpüp çıktım odadan. Odama geçtim giyindim. Mete arıyordu;

– Kanka okula gidiyoruz oraya gel
– Ne okulu lan? Zeki?
– Bir çok üniversiteden seçmen gelmiş, öğrenci seçecekler şu denemede başarılı olanları. Biz sonuncuyuz neden gidiyoruz dersen malız amk. Neyse gel hadi.
– Tamam.
Arabama binip okula gittim. Ferhat, Mete, Melisa kapıdaydı.

– İlayda nerede?

Melisa;

– Sınıfa girdi şekerim o, hadi bizde girelim artık.

Sınıfa girip oturduk yerlerimize, yanıma Melisa oturdu. Arkamda Ferhat ile Mete vardı. İlayda’nın gideceği Üniversiteden bir yetkili geldi. İlayda’yı övdü, onunla aynı dereceye sahip ben vardım, parmağı ile beni işaret etti;

– Çok üstün bir başarın var senide aramızda görmek isteriz.

Şaşırmıştım, herkes yüzüme bakıyordu.

– Ben mi?
– Evet sen delikanlı.
– Teşekkürler ama ben düşünmüyorum.
– Böyle bir fırsat eline sürekli geçmez.
– Biliyorum ama teşekkürler ben düşünmüyorum.

Mete arkadan lafa girdi;

– Arkadaşın yerine ben gidebilirim.
– Sıralamanız kaçtı?
– Matematiğim yetmiyor ki saymak için.

Gülüyorduk, İlayda bana bakıp üzülüyordu teklifi kabul etmediğim için. Özge’yi bırakıp hiçbir yere gidemezdim. Kapıdan Zeki elinde destek bastonu ile yürüyerek sınıfa geliyordu. Gözlerimize inanamadık. Hep bir ağızdan “Zeki!” diye seslendik.

Zeki;

– Oooo hacı gülleler, ben geldim. Hişt amca! Öğrenci seçiyormuşsun karpuz seçer gibi. Ben ne olacam? Unuttunuz beni, burada mı kalacam ben!

Melisa Zeki’ye bakıyordu;

– Zekicim zaten seçilsekte gidemeyiz hani evlenecektik falan?
– Ayyy ben onu unuttum kız, doğru dedin. Amca beni seçme ben yokum yok.

Ben;

– Ne bu hız lan? Ayaklanmışsın.
– Tabii hacı gülle, götüm dümdüz oldu şuraya bak.

Domalıp kıçını gösteriyordu. Melisaya baktı;

– Kız sıramıza geçelim biz.

Melisa Zeki’ye yardım ederek sırasına oturttu. Bir çok üniversite danışmanı başarılı öğrencilere teklifler sunuyor, konuşuyordu. Bizde arkada Zeki ile muhabbet ediyorduk. Düğünü planlamıştık. Ama bu 2 ay sonra dediğimiz partiye sadece 14 gün kalmıştı. Ve bekarlığa veda partimiz olacaktı bizim.

22. BÖLÜM SONU…

DEVAM EDECEK…

Bir cevap yazın